5 Aralık 2010 Pazar

Orlando & Virüs & Bogut & İddaa



Dwight Howard, JJ Reddick, Jameer Nelson ve Mikael Pietrus’u mide virüsüne kurban veren Orlando 7,5 kişilik rotasyonla oynadığı bu sabahki maçta rakibin Milwaukee olmasının da etkisiyle fena görünmedi. Ersan ve arkadaşları oyunun büyük bölümünü domine etti, farkı erken bulup bu avantajı 7-15 marjında tutmayı başardı fakat o öldürücü darbeyi bir türlü vuramayınca kapı aralık kaldı. Jason Williams’ın solo üçlükleriyle direnen ve son anlarda serbest atış çizgisinden 5/16 ile atan Bogut’a yaptıkları ‘’Hack a Bogut’’ taktiği ile son kozunu oynayan rakibe bir ufak davetiye gönderdiler. Neyse ki Orlando’nun o davete gitmeye pek niyeti yoktu!


Grup maçlarını lider bitirmeyi garantiledikten sonra gruptaki 6. maçı için prestij amaçlı Türkiye’ye gelmiş CL takımlarını andıran kadrosuyla Orlando’nun silahları sınırlanmıştı. J Nelson’ın yokluğunda komutayı Vince Carter devraldı. Sertlikten pek haz etmeyen ve oyununu genelde şut üzerine temellendiren Carter savunmada hemen hemen her pozisyonda yumuşak kalan Bucks’a karşı bu sefer doğru olanı yapıp sürekli içeri penetre etti, temas kovaladı. Üç sayı çizgisinin gerisinden 5’te 0 atmasına karşın potaya yürüdüğü pozisyonlardan çoğunlukla sayı/faul çıkarmasını bildi. Carter’ın en büyük destekçisi olması beklenen Rashard Lewis ise berbat şut performansıyla oynadığı maçın belirli bölümlerinde biraz da koçunun iteklemesiyle Corey Maggette’ye karşı fizik avantajını kullanıp bir-iki kez göstermelik post move oynamaya çalıştı fakat Maggette’ye yaptığı bir hücum faulün sonrasında o da sırtı dönük oynamaya alışık olmadığını görüp vazgeçti. Boyalı alanda Gortat yeteri tehditi yaratamayınca ve takımın iki oyun kurucusu toplam 3 asistte kalınca (top dönmeyince) 4 kısa + 1 uzun sisteminin çıkış noktası olan Lewis’in o alışıldık müthiş pas trafiğinin sonrasında dışarıdan bulduğu boş atışları Bucks karşısında bulması pek mümkün değildi. Takım olarak üç sayı denemelerinde sezon ortalamasına (23,6) yaklaşılsa da bunların sadece 6’sını sayıya çevirebildikleri gibi Jason Williams’ın 3/3’ü dahil birçoğu set üzerinden gelmedi.


Diğer tarafta ise Howard’ın yokluğu ve Gortat’ın uyurgezer modunda takılmasıyla hem oyunu hem de rakamlarıyla ışıldayan bir Bogut vardı. Sırtı dönük aldığı topları yüzdeli bitiren ve girmeyen her iki toptan birini de içeri tipleyen (8 hücum ribaundu aldı) Bogut takımın imdat düğmesine bastığı anlarda sahne aldı ve Gortat’a sayılarda 31-2, ribaundlarda 18-10’luk üstünlük kurdu. Yine Gortat’ın hücumda hemen hiç rol almaması Bogut’un üzerindeki savunma yükünü azalttı, çok rahat bir maç çıkarttı Avustralyalı. (Maçın kazanılmasındaki en büyük faktördü bana göre). Maça kötü başlayan John Salmons da tepeden gelen basit perdeleri kullanıp orta mesafeden adeta şut idmanı yaparak korna çaldığında 16’yı buldu (Bir ara FT çizgisi civarında peş peşe 2-3 şutuna hiç el gösterilmediğini hatırlıyorum.) SVG’nin rakibin hızını kesmek için bir hamle yapması bekleniyordu fakat alan savunması herkes için sürpriz oldu. Bucks’ın zone’a karşı iyi hücum ettiğini ve alan savunmasını cezalandıracak ciddi bir dış tehditleri olduğunu düşünmüyorum fakat özellikle savunma ribaundlarında bu kadar sıkıntı yaşanırken zone’a geçmenin ve kaldır-at modunda hücum eden Bucks’a bu sayede topu dolaştırma imkanı vermenin mantığını ben şahsen çözemedim. Brandon Jennings gecenin iyilerindendi, Ersan ise topa dokun(a)madığı her hücumda parkenin bir ucundan diğer ucuna koşturmaya devam etti. İçeride Bogut arka alanda da Salmons ve Jennings gibi iki ego varken Ersan nasıl sabırla kendini bu kadar hazır ve motive tutabiliyor, anlamıyorum. Şu takımdan ayrılması en büyük dileğim…


Orlando’nun eksiği, Milwaukee’nin basiretsizliği maçın tek cümlelik özeti... Orlando, Howard’ın oynamadığı, Gortat'ın da yokları oynadığı maçta ribaund almakta ve Bogut’u savunmakta sıkıntı yaşadı. Topu çevirmekte, organize olmakta zorlandı ve hücumda Carter'ın dalışları dışında kendilerine kullanılabilir bir opsiyon yaratamadı. Milwaukee ise rahat önde götürdüğü ve kontrolünde tuttuğu maçı kıracak hamleyi yapamayarak rakibini son ana kadar oyuna ortak etti ve o son anlarda Bogut’a yapılan taktik faullere rağmen (Bogut çizgide bir ara 10’da 2’ydi) yine Avustralyalının dominant oyunuyla maçı kazanmasını bildi.


Genelde futbol maçlarına verdiği kepaze oranlar yüzünden eleştirilen İddaa ise dört oyuncudaki virüs sebebiyle Milwaukee’nin favori konuma geldiği ve birçok bahis firmasının ev sahibi aleyhine -4,5 handikap açtığı bu maçta ev sahibinin handikapını -0,5’a düşürerek gönül rahatlığıyla Milwaukee’ye oynamamı sağladı. Teşekkür ederim kendilerine. 20’ye 145 aldık. Kısa gecenin güzel karı.

Hiç yorum yok: